Klinik pratiğimde hastalarımın genellikle çürük veya estetik kaygılarla bana başvurduğunu, ancak çok daha sinsi ilerleyen diş eti problemlerini sıklıkla göz ardı ettiklerini görüyorum. Oysa ki dünyanın en sağlıklı, en çürüksüz dişlerine sahip olsanız bile, o dişleri tutan temel yapı, yani diş eti ve çevre kemik dokusu hastaysa, diş kayıpları kaçınılmazdır. Tıp dilinde periodontoloji olarak adlandırdığımız diş eti tedavileri, dişi çevreleyen yumuşak ve sert dokulardaki iltihabi durumları ortadan kaldırarak ağız sağlığının temelini güvence altına almayı amaçlar.

Diş Eti Hastalıkları Nasıl Başlar ve Belirtileri Nelerdir?

Her şeyin başı, diş yüzeylerinde biriken ve "plak" adını verdiğimiz yapışkan bakteri tabakasıdır. Bu plak düzenli fırçalama ile uzaklaştırılmazsa, tükürükteki minerallerle birleşerek sertleşir ve diş taşlarını (tartar) oluşturur. Diş taşları, bakteriler için mükemmel bir yuva görevi görerek diş etinde enfeksiyon başlatır.

Hastalarımın bana en sık sorduğu soru şudur: "Fırçalarken kanama olması normal mi?" Bir hekim olarak net bir şekilde söyleyebilirim ki; sağlıklı diş eti kesinlikle kanamaz. Kanama, diş eti iltihabının (gingivitis) ilk ve en önemli çığlığıdır. Buna ek olarak;

  • Diş etlerinde kızarıklık, şişlik ve hassasiyet,

  • Sürekli devam eden kötü ağız kokusu,

  • Diş etlerinde çekilme ve diş köklerinin açığa çıkması,

  • İleri aşamalarda dişlerde sallanma ve aralanmalar en belirgin semptomlardır.

Tedavi Süreci Nasıl İlerler? Zor Bir İşlem midir?

Diş eti tedavisinin ilk ve en temel adımı detartraj, yani diş taşı temizliğidir. Özel ultrasonik cihazlar kullanarak, diş minesine hiçbir zarar vermeden yüzeydeki sertleşmiş taşları ve plakları tamamen uzaklaştırıyoruz. Bu işlem genellikle anestezi dahi gerektirmeyen, son derece konforlu ve kısa süreli bir müdahaledir.

Ancak enfeksiyon diş etinin daha derinlerine inmiş ve çene kemiğine ulaşmışsa (periodontitis aşaması), o zaman kök yüzeyi düzleştirme (küretaj) dediğimiz daha detaylı bir temizlik işlemine geçeriz. Bu aşamada ilgili bölgeyi lokal anestezi ile tamamen uyuşturduğumuz için işlem sırasında hiçbir ağrı veya sızı hissetmezsiniz. Özel aletlerle diş eti ceplerine girerek iltihaplı dokuları temizler ve diş kökünü bakterilerden arındırırız. Çok daha ileri kemik erimesi vakalarında ise küçük cerrahi müdahalelerle (flep operasyonları) bölgeyi doğrudan görerek temizleyip gerekirse kemik tozu (greft) ilaveleri yapabiliyoruz.

İyileşme ve Koruma Aşamasında Nelere Dikkat Edilmeli?

Başarılı bir diş eti tedavisi, klinikte benim yaptığım işlemlerin yarısı, sizin evde yapacağınız bakımın diğer yarısı ile mümkündür. Temizlik işlemi sonrası ilk birkaç gün dişlerde hafif sıcak-soğuk hassasiyeti olması tamamen fizyolojik bir iyileşme sürecidir.

Diş etlerinizin tekrar hastalanmaması için günde iki kez, yumuşak veya orta sertlikte bir fırçayla dişleri diş etinden dişe doğru "süpürme" hareketiyle fırçalamanız şarttır. Sadece fırçalama arayüzlerdeki plağı temizlemeye yetmeyeceği için diş ipi ve arayüz fırçası kullanımı, tedavinin başarısını ve kalıcılığını belirleyen en kritik faktördür. Diş eti hastalıkları sessiz ve ağrısız ilerleyen sinsi rahatsızlıklardır; bu nedenle 6 ayda bir yapacağımız rutin hekim kontrolleri, sorunları henüz kemik kaybına yol açmadan çözmemizi sağlayan en güçlü koruyucu kalkanımızdır.